Ankara Müzeler Listesi

ankara_muze

 

Başkentimiz Ankara eski tarihte çok da önemli bir yere sahip olmasa da, yakın tarih boyunca ülkemizin en önemli yerlerinden birisi olmuştur. Kurtuluş Savaşı sırasında kurulan meclisle birlikte başkentimiz haline gelen Ankara, 91 yıldır ülkenin yönetimini üstlenmekte. Ülkemizin de en büyük şehirlerinden biri olan Ankara’da sanat müzesi olsun, tarih müzesi olsun birçok mekân bulunmakta. İşte Ankara Müzeleri ve Ücretleri Listesi.

 

Ankara Agustus Tapınağı
Roma İmparatorluğundan Augustos tarafından Kybele ve Men Kutsal alanının üzerine muhtemelen İ.Ö. 25-20. Yüzyıllarda yapılmıştır. 36 x 54.82 M. boyutlarındaki Mermer tapınak, 2.m. yüksekliğindeki çok basamaklı bir podyum üzerinde durmaktadır. Kısa kenarlarında 8, uzun kenarlarında 15 er İon sütunun yer aldığı psevdodipte Ros planlı yapı batıya yöneliktir. İç yapı (Naos) üç bölümlü olup, arka bölümde Duvarlar(Antalar) arasında 2. Giriş tarafında (Pronaos) ise ataların önünde 4. Korinth. Sütunu yer almaktadır.

Tapınak Augustus’un yaptığı işleri aktaran kitabeleri ile önem taşır. Aynı konuyu içeren Latince yazıtların Pisi dia Antiocheia’sında (Yalvaç), Yunanca yazıtların ise Frigya Apollania’sında (Uluborlu) ele geçmesine karşın Augustus Tapınağı yazıtları en iyi korunmuş olanıdır. Dünyada Ankara anıtı (Monumentum Ankyranum) olarak bilinen ve “Index rerum Gestarum” adlı bu kaynak tapınağın duvarlarına Yunanca ve Latince olarak iki dilde yazılmıştır. Latince yazıtlar Pronaos’taki Anta iç ve uç duvarlarını, yunanca yazıtlar ise Naus’un güneybatı dış duvarına Augustus’un ölümünden sonra yazılmıştır. Hiristiyanlar tapınağı kiliseye çevirerek Cellanın güney duvarına üç pencere açmış, Naos’un arkasına yer altında tonozlu bir mekan (cryptos) inşa etmişlerdir.

Ankara İ.S. II. yüzyıl sonlarında Türkler tarafından alınmış, Hacı Bayram Camii tapınağın kuzey batı köşesine bağlantılı olarak 15 ci yüzyılda inşa edilmiştir. 1834 yılında Cellanın kuzey duvarının tahrip olmasına karşın, Büyük Kapı Cella ve Pronaos ile tapınarak günümüze kadar korunabilmiştir.

Tapınak, Fransız Ch. Texıer ve G. Perrot ile Alman M. Schede ve D. Krencker’in yaptığı incelemelerden sonra arkeolojik kazılar Dr. Hamit Z. Koşay tarafından yürütülmüştür.

 

1997 AVRUPA’DA YILIN MÜZESİ
ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ

Yapıların Tarihi

Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Atpazarı olarak isimlendirilen semtte, Ankara Kalesi’nin dış duvarının güneydoğusundaki yeni işlev verilerek düzenlenmiş iki Osmanlı yapısında yer alır. Bu yapılardan biri Mahmut Paşa Bedesteni, diğeri Kurşunlu Han’dır.

Bedestenin; Fatih dönemi baş vezirlerinden Mahmut Paşa tarafından 1464-1471 tarihleri arasında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Kitabesi yoktur. Kaynaklarda Ankara sof kumaşlarının buradan dağıtıldığı yazılıdır. Yapının planı klasik tiptedir. Ortada 10 kubbe ile örtülü dikdörtgen planlı kapalı mekân, karşılıklı yerleştirilen üstü beşik tonozlarla örtülü 102 dükkândan meydana gelen bir arasta ile çevrilmektedir.

Kurşunlu Han, tahrir defterlerine, sicil kayıtlarına dayanan son araştırmalara göre Fatih dönemi baş vezirlerinden Mehmet Paşa’nın İstanbul’un Üsküdar Semti’ndeki imaretine vakıf olarak yaptırılmıştır. Kitabesi yoktur. 1946 yılındaki onarımda II. Murat’a ait sikkeler ele geçirilmiştir. Bu buluntular, hanın 15. asrın ilk yarısında var olduğunu kanıtlar niteliktedir. Han, Osmanlı Devri hanlarının tipik plan karakterinde olup ortada avlu ve revak sırası ile, bunları çeviren iki katlı odalardan oluşur. Zemin katta 28, birinci kata 30 oda yer alır. Odalar ocaklıdır. Odanın batı ve güney yönlerinde yer alan bodrum katta “L” tipinde bir ahır kısmı mevcuttur. Hanın kuzey cephesinde 11, doğu cephesinde 9 ve giriş eyvanı içerisinde karşılıklı yerleştirilen 4 dükkân yer alır. Hanı yaptıran Mehmet Paşa, 1467 yılında bedesteni yaptıran Mahmut Paşa’nın azlinden sonra başvezir olmuş ve 1470 yılına kadar görevde kalmıştır. Üsküdar’da cami, imaret ve medresesi olup kendisi orada gömülüdür.

Bugün müzeyi oluşturan bu iki yapı, 1881 yılındaki son yangından sonra terkedilmiştir.

Müzenin Tarihi

Ankara’da ilk müze, Kültür Müdürü Mübarek Galip Bey tarafından 1921 yılında kalenin Akkale olarak isimlendirilen kısmında kurulmuştur. Bu müzenin yanı sıra Augustus Mabedi ile Roma Hamamı’ndan da eser toplanmıştır. Atatürk’ün telkinleriyle merkezde bir “Eti Müzesi” kurma fikrinden hareket edilerek diğer bölgelerdeki Hitit eserleri de Ankara’ya gönderilmeye başlanınca geniş mekânlara sahip bir müze binası gerekli görülmüştür. O zamanki Kültür (Hars) Müdürü Hamiz Zübeyr Koşay tarafından devrin Maarif Vekili Saffet Arıkan’a metruk halde bulunan Mahmut Paşa Bedesteni ve Hanın onarılıp müze binası olarak kullanılması önerilmiş, bu fikir kabul edilerek 1938 yılından 1968’e kadar devam eden bir restorasyon çalışması başlatılmıştır. Bedestenin orta bölümünde yer alan kubbeli mekânın büyük bir kısmının onarımının 1940 yılında bitirilmesi ile eserler, Alman arkeolog H. G. Guterbock başkanlığındaki bir heyet tarafından yerleştirilmeye başlanmış, 1943 yılında binaların onarımı devam ederken, orta bölüm ziyarete açılmıştır. Bu bölümün onarım projesi Y. Mimar Macit Kural, ihale sonrası onarımı ise Y.Mimar Zühtü Bey tarafından yapılmıştır. 1948 yılında müze idaresi Akkale’yi depo olarak bırakıp, Kurşunlu Han’ın onarımı tamamlanan dört odasından yürütülmüştür. Kubbeli mekân çevresindeki arastanın restorasyon ve teşhir projeleri Anıtlar Yüksek Mimarı İhsan Kıygı tarafından hazırlanmış ve uygulanmıştır. Beş dükkân orjinal halde bırakılıp, dükkân aralarındaki bölmeler kaldırılmış ve böylece, teşhir için geniş bir çevre koridoru elde edilmiştir. Müze yapısı 1968 yılında son şeklini almıştır. Bugün idari bina olarak kullanılan Kurşunlu Han’da araştırmacı odaları, kütüphane, konferans salonu, laboratuvar ve iş atölyeleri yer almakta, Mahmut Paşa Bedesteni ise teşhir salonu olarak kullanılmaktadır.
Bugün kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde, Anadolu arkeolojik eserleri Paleolitik Çağdan başlayarak günümüze kadar, kronolojik bir sırayla sergilenmektedir.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Tarihi yapıları, köklü geçmişi ile bugünlere gelen Anadolu Medeniyetleri Müzesi 19 Nisan 1997 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde 68 Müze arasında birinci seçilerek “Yılın Müzesi” ünvanını elde etmiştir.

Paleolitik (Yontma Taş) Çağ (…8000): Müzemizde Antalya Karain Mağarası buluntuları ile temsil edilir. Yontma Taş Çağı insanları mağara ve kayaaltı sığınaklarında barınan avcı ve toplayıcı topluluklardır. Bu insanlara ait taş ve kemik aletler bu devri belirleyen buluntulardır.

Neolitik (Cilalı Taş) Çağ (8000 – 5500): İnsanlık tarihinde besin üretimi yanında ilk yerleşik toplumların kurulmasıyla başlayan bu dönem müzemizde Çatalhöyük ve Hacılar gibi çağın iki önemli merkezinden ele geçen buluntularla temsil edilmektedir. Buluntular arasında ana tanrıça heykelleri, damga mühürler, pişmiş toprak kaplar, kemik tarım araçları yer alır.

Kalkolitik (Bakır-Taş) Çağı (M.Ö. 5500 – 3000): Taş aletler yanında, bakırın işlenerek günlük hayata girdiği bu döneme ait zengin buluntular müzemizde Hacılar, Canhasan, Tilkitepe, Alacahöyük ve Alişar’dandır.

Eski Tunç (Maden) Çağı (M.Ö. 3000 – 1950):
M.Ö. 3. binin başlarında Anadolu’da yaşayan insanlar, bakıra kalay katarak tunç elde etmişler, tuncun yanı sıra devrin bilinen bütün madenlerini dökme ve döğme tekniğiyle olağanüstü bir ustalıkla işlemişlerdir. Alacahöyük kral mezarlarından çıkarılan değerli madenlerden yapılmış, görkemli ölü hediyelerinin yanında Hasanoğlan, Mahmatlar, Eskiyapar, Horoztepe, Karaoğlan, Merzifon, Etiyokuşu, Ahlatlıbel, Karayavşan, Bolu, Beycesultan Semahöyük, Karaz-Tilkitepe buluntuları zengin bir Eski Tunç koleksiyonu olarak sergilenmektedir.

Hititler (M.Ö. 1750 – 1200):
M.Ö. 2. binde Anadolu’da ilk siyasi birlik Kızılırmak kavsı içinde Hititler tarafından kurulmuştur. Başkentleri Boğazköy (Hattuşaş) ile birlikte İnandık, Eskiyapar, Alacahöyük, Alişar, Ferzant, zengin buluntu veren Hitit merkezleridir. Kabartmalı, boğa biçimli kaplar, pişmiş toprak eserler, devlet arşivine ait tabletler, kral adı baskılı mühürler dikkati çekmektedir.

Frigler (M.Ö. 1200 – 700): M.Ö. yaklaşık 1200 yıllarında Balkanlar üzerinden gelen Frigler, merkezleri Gordion şehri olmak üzere Orta Anadolu’da egemen olmuşlardır. Gordion tümülüslerinden ve örenyerinden çıkarılan eserler Frig sanatının en güzel örnekleridir.

Urartular (M.Ö. 1200 – 600): Altıntepe, Adilcevaz, Kayalıdere, Patnos, Van, Çavuştepe gibi merkezlerde mimarlıkta ve madencilikte ileri bir düzeye ulaşan Urartular, Doğu Anadolu’da Friglerle çağdaş olarak yaşamışlardır.

Geç Hititler (M.Ö. 1200 – 700): Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra Hititlerin bir kısmı güney ve güney-doğu Anadolu’da şehir devletleri kurarak Geç Hitit Beyliği dönemini yaşamışlardır. Malatya-Aslantepe, Kargamış, Sakçagözü önemli Geç-Hitit yerleşmelerini temsil ederler.

M. Ö. 1. binin yarısından başlayarak Yunan, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait altın, gümüş, cam, mermeri bronz eserler ve ilk paradan başlayarak günümüze kadar madeni paraları da içine alan koleksiyonlarımız müzemizin nadir kültür varlıklarını temsil ederler.

 

Hisarlar Caddesi, Atpazarı
Tel : (0312) 324 31 60-62
Faks : (0312) 311 28 39

 

ANKARA ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ
CUMHURİYET DEVRİ MÜZESİ

Müze 27 Aralık 1987 yılında hizmete girmiştir. Binanın giriş katında bulunan müzenin duvarları Kurtuluş Savaşı’nı, devrimleri, Atatürk’ün Cumhuriyet, bağımsızlık, gençlik, sanat konularındaki sözlerini kapsayan rölyeflerle kaplıdır. Rölyefler bölüm bölüm aydınlatılarak müzik ve ses eşliğinde “ses ve ışık”gösterileri yapılmaktadır.
Bu gösteriler Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca olmak üzere 4 dilde hazırlanmış olup yaklaşık 15 dakika sürmektedir. Giriş katının altında ise Kurtuluş Savaşı, devrimler, kalkınan Türkiye ve kuruluşları, resim, obje, yazı, maket, slayt gibi araçlarla (445 adet) tanıtılmaya çalışılmaktadır. Bu katta ayrıca Türklerin Orta Asya’dan çıkıp Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nı müteakip bir devlet kurma ve Atatürk devrimlerini içeren 25 dakikalık bir multivizyon gösterisi izleyicilere sunulmaktadır.

 

Ankara – Etnografya Müzesi Müdürlüğü

Adres:
Talat Paşa Bulvarı
Tel : (0312) 311 30 07

Pazartesi dışında her gün, yazın 8.30-12.30/ 13.30-17.30, kışın 8.30-12.30/13.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

 

ANKARA KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ (I. TBMM BİNASI)

 

Binanın Tarihçesi
Ankara Ulus meydanında bulunan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının inşaasına, 1915 yılında başlanmıştır. İlkin İttihat ve Terakki Cemiyeti kulüp binası olarak tasarlanmış binanın planı evkaf mimarı Salim Bey tarafından yapılmış, inşasına ise kolordunun askeri mimarı Hasip Bey nezaret etmiştir.

Türk mimari stilinde olan iki katlı binanın en belirgin özelliği duvarlarında Ankara taşı (ANDEZİT) kullanılmış olmasıdır.

Meclisin, 23 Nisan 1920’de bu binada toplanması kararlaştırıldığında henüz bitirilmemiş olan bina, milli bir heyecanın eseri olarak milletin katkısıyla tamamlanmıştır.

23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında I. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak işlevini sürdürmüş, 1952 yılında Maarif Vekaletine devredilmiş, 1957 yılında ise müzeye dönüştürülmek üzere çalışmalara başlanmıştır. Bina 23 Nisan 1961’de “Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi” adıyla halkın ziyaretine açılmıştır.

Atatürk’ün doğumunun 100. yılını kutlama programı çerçevesinde, 1981 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından restorasyon Ve teşhir-tanzim çalışmaları sonucu 23 Nisan 1981 tarihinde “Kurtuluş Savaşı Müzesi” adıyla yeniden ziyarete açılmıştır.

I. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Açılışı

23 Nisan 1920’de Meclis etrafında binlerce kişi büyük bir kalabalık halinde Meclis’ in açılışını beklemişlerdir. Gerekli törenlerden sonra Meclis 115 temsilci ile ilk toplantısını yapmıştır. Meclisin ilk açılış konuşmasını ise Meclis Başkalığı’na seçilen en yaşlı üye Sinop Mebusu Şerif Bey gerçekleştirmiştir.

“Saygıdeğer hazır bulunanlar;

Hilafet ve hükümet merkezinin geçici kaydıyla yabancı kuvvetler tarafından işgal edildiği, bağımsızlığın her bakımdan kısıtlandığı bilinmektedir. Bu vaziyette baş eğmek, milletimizin kendisine teklif edilen yabancı esaretini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak kararlılığında olan ezelden beri hür ve bağımsız yaşayan milletimiz bu esaretini kesin ve kararlı bir biçimde reddetmiş ve derhal vekillerini toplamaya başlayarak yüce Meclisini vücuda getirmiştir. Bu yüce Meclisin reisi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlığı dahilinde, geleceğini bizzat düzenleyerek ve bütün dünyaya ilan ederek Millet Meclisini açıyorum.”

Bu açılış konuşmasından sonra Ankara mebusu Mustafa Kemal söz alarak Meclisin hangi azalardan teşekkül edeceğine dair aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.

“Yüce Meclisiniz bildiğiniz gibi olağanüstü yetkilere sahip olarak yeniden seçilmiş saygıdeğer milletvekilleriyle, taarruz ve işgale uğramış saltanat merkezinden canlarını kurtararak buraya gelen saygıdeğer milletvekillerinden oluşmuştur. Kaçıp gelebilecek milletvekilleriyle birlikte bir yüce Meclisin meydana getirilmesi ancak yeni uygulanan seçim tarzıyla söz konusu olmuştur. Bu anda Meclisiniz yasal olarak toplanmış bulunmaktadır.”

24 Nisan 1920 günü Meclis ikinci toplantısını yapmış ve Mustafa Kemal oybirliğiyle Meclis Başkanlığına seçilmiştir.

Mustafa Kemal bu toplantıda uzun ve anlamlı bir konuşma yapmış,

“Artık yüce meclisin üzerinde bir güç yoktur” diyerek meclisin önemini vurgulamıştır.

Kurtuluş Savaşı, Gazi Mustafa Kemal’in başarılı yönetimi ve 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde alınan kararlarla gerçekleştirilmiştir. Bu kararlar arasında 20 Ocak 1921’de ilk anayasanın kabulü, 12 Mart 1921’de İstiklal Marşı’nın kabulü, 1 Kasım 1922’de Saltanatın kaldırılması da vardır. Öte yandan 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması, 13 Ekim 1923’te Ankara’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti oluşu, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanı ile Gazi Mustafa Kemal’in Türk devletinin Cumhurbaşkanı seçilmesi yine bu Mecliste onaylanarak kabul edilmiştir.

Atatürk bir konuşmasında “Büyük Millet Meclisi,Türk Milletinin asırlar süren arayışlarının özü ve onun bizzat kendisini idare etmek şuurunun canlı bir timsalidir” diyerek Büyük Millet Meclisi’nin önemini vurgulamıştır.

Binanın Bölümleri

Koridor
Koridorun sol tarafında ve odalarda 1918-1923 yılları arasındaki olaylar, tarih sıralamasına göre yağlıboya tablo, fotoğraf, belge, bazı objeler, harp silah araç gereçleri ve modelleriyle anlatılmaktadır.

Koridorun sağ tarafında ve odalarda ise Meclis çalışmaları birinci ve ikinci dönem mebuslarına ait fotoğraf, yağlı boya tablo, belge, hatıra eşyaları ve bazı objeler sergilenmektedir.

Riyaset Divanı-Bakanlar Kurulu Odası

Girişte, koridorun solundaki ilk odadır. Burası icra vekilleri heyeti odası olarak kullanıldığı gibi,Riyaset Divanı odası olarak da kullanılmıştır. Burada Sivas Kongresi’nde kullanılan başkanlığa ait masa, ortada uzunca bir masa ile sandalyeler teşhir edilmekte, odanın duvarlarında ise Cumhuriyet’in ilanından sonraki ilk Bakanlar Kurulu üyelerinin fotoğrafları bulunmaktadır. Oda ilk hali korunarak teşhir edilmektedir.

Encümen Odası (Komisyon Odası)
Koridorun solundaki ikinci oda olup, mecliste çeşitli konuların komisyonlar tarafından incelendiği odadır. Odada Mondros Müterakesi’nden başlayarak Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı, Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ve Misak-ı Milli belge, fotoğraf ve bazı objelerle anlatılmaktadır. Odada sergilenen en önemli eser Erzurum Kongresi’nde kullanılan mühürdür.

Dinlenme Odası
Koridorun solundaki üçüncü odadır. Meclis kulisi olarak kullanılmıştır. Odada Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişini anlatan bir yağlı boya tablo yer almaktadır. Meclisin açılışı, Sevr ve Lozan anlaşmalarına göre Türkiye’nin durumu 1. ve 2. İnönü muharebeleri fotoğraf, belge ve haritalarla anlatılmaktadır. Ayrıca Kurtuluş Savaşı’nda kullanılan telefon santralı, bazı harp araç ve gereçleri Gümrü Antlaşması sırasında Kazım Karabekir Paşa’ya hediye edilen gümüş yemek takımı sergilenmektedir.

Şer’iye Encümeni Odası
Koridorun solundaki dördüncü odadır. Bu odada yasa tekliflerinin anayasaya uygunluğu görüşülürdü. Kurtuluş Savaşı’nın son aşaması olan Büyük Taarruz fotoğraf, belge ve haritalarla anlatılmaktadır. Odada Misak-ı Milli’yi temsil eden sembolleri taşıyan bir halı, istiklal madalyaları, Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarını Meclis balkonunda gösteren yağlıboya tablo sergilenmektedir.

İdare Odası
Koridorun solundaki beşinci oda Meclis idare odası olarak kullanılmıştır. Odada İstiklal Marşımız, Kurtuluş Savaşı’na katılan komutanların fotoğrafları, Mudanya Mütarekesi, Lozan Barış Antlaşmaları ile ilgili belgeler, Ankara’nın Başkent oluşu, Cumhuriyetin ilanı, Mustafa Kemal’in Cumhurbaşkanı seçildikten sonra meclisteki konuşması ve Cumhurbaşkanı iken çekilen fotoğrafı, Mustafa Kemal’e ait baston, mavzer mühürler ile Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nda kullandığı dürbün, üniforma örnekleri, 23 Nisan 1920’de meclis binasına asılan Recep Peker imzalı bayrak, Büyük Millet Meclisi’ne Hanımlar Esirgeme Derneği’nin hediye ettiği üzeri yazılı örtü sergilenmektedir.

İdare Odası
Koridorun sağındaki beşinci ve altıncı odalar meclisin idari odaları olarak kullanılmıştır. Bugün altıncı oda müze idare odası olarak kullanılmaktadır. Beşinci odada ise birinci ve ikinci dönem mebuslarına ait fotoğraflar, hüviyet vesikaları, TBMM tarafından mebuslara hediye edilen mavzerler, istiklal madalyaları, rozetler, belgeler ve özel hatıra eşyaları sergilenmektedir.

Meclis Toplantı Salonu

Koridorun sağında yer alan büyük salon toplantı salonudur. Burası ilk haliyle teşhir edilmektedir. Salonun ortasında Başkanlık ve Divan üyeleri kürsüsü, kürsünün arkasında eski yazıyla “Hakimiyet Milletindir” yazısı yer almaktadır. Kürsünün karşısındaki sıralar Bakanlar Kurulu, yanlardaki sıralar milletvekilleri, sağdaki balkon kordiplomatik, soldaki balkon dinleyiciler, balkon altları ise yerli ve yabancı basın temsilcileri yeri olarak kullanılmıştır.

Meclisin 23 Nisan 1920’de toplandığı bu salonda bulunan kürsü, Ankaralı bir marangoz tarafından yapılarak meclise hediye edilmiş, sıralar Ankara Öğretmen Okulu’nun uygulama sınıfından, iki petrol lambası ile sac sobalar civar kahvehanelerden, büro malzemeleri ise resmi dairelerden getirilerek, Ankara’da kurulmakta olan ve millet egemenliğine dayanan ilk meclis binasının temelleri milletle birlikte burada atılmıştır.

Mescit
Müze girişinin sağındaki ilk odadır. Sade bir görünümü olan bu odada seccade ve Kuran rahleleri teşhir edilmektedir.

Reis Odası (Meclis Başkanı Odası)

Sağdan ikinci oda olup Mustafa Kemal’in Meclisteki çalışma odasıdır. İlk hali korunarak teşhir edilmektedir. Sade bir görünümü olan bu odada çok önemli kararlar alınmıştır. Bu odada milli bayramlarda zaman zaman sergilenen Cumhurbaşkanlığı mührü müzenin en önemli ve en seçkin eserleridir.

Alt Kat
Müzenin alt katı bugün fotoğrafhane, eser depoları ve sergi salonu olarak kullanılmaktadır.

I.Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası
Cumhuriyet Caddesi No: 14, Ulus
Tel : (0312) 310 71 40

Pazartesi dışında her gün 09.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

 

CUMHURİYET MÜZESİ
II. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BİNASI

1923 yılında mimar Vedat Tek (1873-1942) tarafından Cumhuriyet Halk Fırkası Mahfeli olarak tasarlanan ve inşa edilen bu bina işlevi değiştirilerek meclis olarak kullanılmıştır. Bodrum üzerine iki katlı olan bu yapının iç bölümleri, iki kat boyunca yükselen ortadaki meclis salonunun üç kenarına dizilmişlerdir. Girişten sonra enine uzanan, iki ucunda merdivenlerin yer aldığı geniş geçit, Selçuklu ve Osmanlı bezeme motiflerinin yer aldığı bir tavanla örtülmüştür. Benzer bir biçimde ele alınmış yerlerden birisi de büyük salondur. Yer yer localarla değerlendirilen bu salonun özellikle yıldız motiflerini içeren ahşap tavanı, sonradan düzenlenen taç kapı ve bazı noktalar dışında kemerler, saçaklar, yer yer çinilerin yer aldığı bölümler ile bu dönemin mimari özelliklerini yansıtmaktadır.I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının yetersiz olması ve gelişen Cumhuriyet Türkiye’si meclisinin ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeni ile bina bir takım değişiklikler geçirmiş, sonra da II. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak 18 Ekim 1924 tarihinde hizmete açılmıştır.

II. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1924-1960 yılları arasında Atatürk ilke ve inkılâplarının gerçekleştirildiği; Cumhuriyetimiz’in gelişmesi için çok önemli çağdaş kararların alındığı; çağdaş yasaların çıkarıldığı uluslararası alanda Türkiye’nin etkinliğini ve saygınlığını artıran antlaşmaların yapıldığı; çok partili sisteme geçişin sağlandığı önemli bir yapıdır. Türk siyasi tarihinde önemli yeri olan
II. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası işlevini 27 Mayıs 1960 tarihine kadar 36 yıllık bir dönem boyunca sürdürmüştür. 1961 yılında meclisin yeni yapılan modern binasına taşınması üzerine bu bina Merkezi Antlaşma Teşkilatı’na (CENTO) tahsis edilmiştir. 1961-1979 yılları arasında CENTO Genel Merkezi olarak kullanılan bu bina CENTO’nun kaldırılması ile aynı yıl Kültür Bakanlığı’na devredilmiştir. Bu binanın ön kısmının Cumhuriyet Müzesi olarak düzenlenmesi, arka kısmının ise Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün hizmet binası olarak kullanılması kararlaştırılmıştır. Müze kısmı onarım ve restorasyonlardan sonra düzenlenerek 30 Ekim 1981 tarihinde Cumhuriyet Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Bu düzeniyle 1985 yılına kadar hizmet vermiştir. Aynı yıl ziyarete kapatılarak, teşhir çalışmaları başlamıştır. Çalışmalar 1991 yılına kadar devam etmiş, Ocak 1992 yılında yeniden ziyarete açılmıştır. Müzede ilk üç Cumhurbaşkanı dönemini yansıtan olaylar, kendi sözleri, fotoğrafları, bazı özel eşyaları ile o dönemde mecliste alınan kararlar ve kanunlar sergilenmektedir.

Müzenin Bölümleri

Girişin Sağ Tarafındaki Birinci Oda
II. TBMM döneminde “Muhasebe Odası” olarak kullanılan oda bugünkü teşhirde “Atatürk İlkeleri Odası”dır. Burada yer alan ışıklı panolarda Atatürk’ün kendi sözleri ve fotoğrafları ile Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılâpçılık ilkeleri anlatılmaktadır.

Girişin Sağ Tarafındaki İkinci Oda
II. TBMM döneminde “Mescit” olarak kullanılan oda, bugünkü teşhirde “Atatürk İnkılâpları Odası”dır. Buradaki ışıklı panolarda ve vitrinlerde, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, hukuk alanında düzenlemeler, giyim ve görünüm değişikliği, uluslararası takvim, saat, tartı ve ölçüler, yeni Türk Harfleri, Soyadı Kanunu, Büyük Nutuk, 10. Yıl Nutku, Türk Hava Kurumu, demiryolları, ekonomi ve sanayi ile ilgili Atatürk Devrimleri ve olayları, kanun teklifleri, kanunlar, gazete küpürleri, Atatürk’ün sözleri, fotoğraflar ve konu ile ilgili objeler sergilenmektedir.

Girişin Sağ Tarafındaki Üçüncü Oda
II. TBMM döneminde “Zabıt Kalemi” olarak kullanılan bu oda, bugünkü teşhirde “Atatürk Odası” dır. Buradaki panolarda ve vitrinlerde; Atatürk’ün imza ve el yazısı örnekleri tekke ve zaviyelerin kapatılışı, Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının kuruluşu, dış siyaset, Montrö Boğazlar Sözleşmesi, tarım, arkeoloji ve güzel sanatlar, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesi ve Atatürk’ün ölümü ile ilgili olaylar, kendi sözleri, fotoğraflar ile anlatılmakta ve Atatürk’ün bazı özel eşyaları sergilenmektedir.

Girişin Sol Tarafındaki Birinci Oda
II. TBMM döneminde “Kavanin Kalemi” (Kanunlar Kalemi) olarak kullanılan bu odada, III. Cumhurbaşkanımız Mahmut Celal Bayar’ın hayatı, 1950-1960 dönemi olayları; kendi sözleri, fotoğraflarıyla anlatılmaktadır. Celal Bayar’ın ailesi tarafından müzeye bağışlanan bazı özel eşyaları da sergilenmektedir.

Girişin Sol Tarafındaki İkinci Oda
II. TBMM döneminde “İdare Heyeti” olarak kullanılan bu odada, bugünkü teşhirde Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar tedavüle çıkan kağıt ve madeni paralar, pullar, hatıra paralar ve madalyalar sergilenmektedir.

Girişin Sol Tarafındaki Üçüncü Oda
II. TBMM döneminde “Evrak Kalemi” olarak kullanılan bu oda, bugünkü teşhirde II. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’nün hayatı, 1938-1950 dönemi olayları, kendi sözleri ve fotoğraflarıyla anlatılmaktadır. İsmet İnönü’nün ailesi tarafından müzeye bağışlanan bazı özel eşyaları da sergilenmektedir.

Meclis Toplantı Salonu
II. TBMM döneminde “Genel Kurul Salonu” olarak kullanılan bu salon, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren gerçekleştirilen büyük atılımların karar merkezi olarak birçok konuşmalara sahne olmuş, tarihi değeri yüksek bir mekândır. Bu salonun ana giriş kapılarının ortasında “Riyaset Divanı” (Başkanlık Kürsüsü), sağ ve sol üst köşelerde Sefirler Locası, sol tarafta Cumhurbaşkanlığı Şeref Locası, salonun arka tarafında Dinleyiciler ve Basın Locası yer almaktadır. Bu salonda 1924-1960 yılları arasında milletvekili sayısı en fazla 610’a kadar yükselmiştir.
Günümüz müzeciliğine uygun teşhir düzenlemesinin sağlanabilmesi, teşhire eğitici bir rol verilerek hareketlilik kazandırılması amacıyla, toplantı salonunda Kurtuluş Savaşı’mızdan başlayarak devletimizin kuruluşunu belgeleriyle anlatan Türkiye Cumhuriyeti tarihinin önemli kaynaklarından biri olan Atatürk’ün “Nutuk” unun 15-20 Ekim 1927 tarihinde okunduğu doğal ortam, balmumu heykellerle canlandırılmaktadır. Canlı teşhiri desteklemek amacıyla da Büyük Nutuk’tan seçilen pasajlar Devlet Tiyatrosu sanatçıları tarafından seslendirilmiştir.

Büyük Nutuk (Söylev); siyaset ve askerlik tarihimizin en önemli kaynağı Türk hitabet (Güzel Söz Söyleme) sanatının erişilmesi güç, en güzel örneklerinden birisidir.

Nutuk Türk milletinin yeniden doğuşunun, Kurtuluş Savaşının ve Cumhuriyet’in ilk yıllarının (1919-1927) ayrıntılı ve belgelere dayalı geniş bir özeti ve yorumudur.

Nutuk’un felsefesinde ulus sevgisi, insanlığa saygı ve ahlak anlayışı önde gelir. Atatürk; “Ben 1919 yılı Mayısında Samsun’a çıktığım gün elimde hiçbir kuvvet yoktu, yalnız Türk ulusunun asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım” demektedir.

1960 yılına kadar TBMM olarak kullanılan bu bina Kültür Bakanlığı’na devredildikten sonra müze olarak kullanılmaya başlanmıştır; Müzede teşhirin yanı sıra halkımıza ve özellikle genç nesle Kurtuluş Savaşımızı, Cumhuriyeti ve Atatürk’ü tanıtmak amacıyla muhtelif sergiler açılmakta, video gösterileri yapılmakta ve seri konferanslar düzenlenmektedir.

Müzenin İkinci Katı
II. TBMM döneminde Cumhurbaşkanı Odası, Cumhurbaşkanı’nın yerli ve yabancı devlet adamlarını kabul ettiği Cumhurbaşkanı Kabul Salonu, Cumhurbaşkanı Özel Kalem Odası, Başbakan ve Bakanlar Kurulu Odası, Meclis Başkanı Odası, Meclis Başkanı Özel Kalem Odası ve Komisyon Odası olarak kullanılmıştır. Ancak, bu odalar kullanım açısından ihtiyaca göre zaman zaman değiştirilmiştir.

II. Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası
Cumhuriyet Caddesi, No:22 Ulus
Tel : (0312) 310 53 61
Faks : (0312) 311 04 73

Pazartesi dışında her gün 09.00 -17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

 

 

 ŞEFİK BURSALI MÜZE EVİ

Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Devlet Resim Heykel Müzesi bünyesindedir .
Ahmet Mithat Efendi Sokak No:36/3 Çankaya
Pazartesi dışında her gün
09.00-l2.00/l3.00-l7.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

1903 yılında Bursa’da dogan Şefik Bursalı, hocaları olan ibrahim Çallı, Hikmet Onat, Feyhaman Duran, Namık ismail ve Avni Lifij’in Türk Ressamlar Birligi sergilerine ögrenciyken katılmaya başlamıştır.

1930 yılında açılan Avrupa Konkuru’nu birincilikle kazanmıştır. Daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve birçok sanat merkezinde çalışma ve tetkiklerde bulmuştur .İzmir, Konya, istanbul liselerinde ögretmenlik yapan Şefik Bursalı özellikle 1934-1936 ylllarında bulundugu Konya’ da buranın step karakteristigini yansıtan, Selçuk, Mevlana temalı resimleriyle buyük ün kazanmıştır. 1937-1938 ylllarında Gazi Mustafa Kemal Ataturk’ün arzusuyla eserleri Sovyetler Birligi’nin Moskova, Leningrad ve Kiev Şehirlerinde, Avrupa’da Bükreş, Belgrad, Atina ve Paris’te sergilenmiştir. Daha sonra Hollanda, Belçika, Viyana’da da sergilenen resimler tüm Avrupa’da çok olumlu kritikler almıştır.

l936 yılında ögretim üyesi olarak atandıgı Güzel Sanatlar Akademisinde 30 yıl ögretmenlik yapmıştır. Devlet Resim Heykel sergilerinde 1966, 1973, 1980 ve 1982 ylllannda ödul almıştır. Ayrıca dört devlet odulu kazandı. 1986′ da Kültür Bakanlığı özel ödülü’ne deger gorülmüştür.

1987’de Mimar Sinan Üniversitesi kararıyla profesörlük ünvanı verilmiştir. Bursa’da doğdugu sokaga ve belediye sanat galerisine adı verilen Şefik Bursalı, 20.4.1990 tarihinde vefat etmiştir. Yaşamış oldugu ev Kultür Bakanlığı tarafindan Şefik Bursalı Müzesi olarak duzenlenmiştir.

Ahmet Mithat Efendi Sokak No: 36/3, Çankaya

Pazartesi dışında her gün 09.00-12.00 / 13.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

 

ANKARA RESİM HEYKEL MÜZESİ

Ankara Resim ve Heykel Müzesi, mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından Türk Ulusunun Büyük Lideri Atatürk yönetiminde 1927 yılında kurulmuştur.

Binanın 1980’de onarılmasının ardından açılan müze, kısa bir zaman süresi içerisinde modern bir müzenin tüm özelliklerine sahip bir kuruluş haline gelmiştir.

Müze, günümüzde diğer sanat dallarıyla karşılaştırıldığında çok daha kısa bir tarihe sahip Türk resim ve heykel sanatının gelişmesinde büyük rol oynayan sanatçıların en göze çarpan eserlerinin sergilendiği bir sanat merkezi haline gelmiştir.

Türk plastik sanatının oluşum ve gelişim dönemlerini yansıtan sanat eserleri koleksiyonlarının ve bunların sınıflandırmalarının bulunduğu ve bu alandaki boşluğu dolduran plastik sanat kütüphanesi devlet, yurtiçi, yurtdışı ve de yabancı elçiliklerin bağışlarıyla ve yeni satın almalarla her yıl zenginleştirilmekte, bu alanda çalışma yapan araştırmacıların ihtiyaçlarına burada bulunan Türk sanatçılarının arşivleri yeterli ölçüde cevap vermektedir

Müzenin en önemli sorumluluklarından biri olan sanat eserlerinin korunması, sıcaklıktan ve nemden kaynaklanan problemleri çözerken, en başarılı sonuçları veren yöntemler kullanılarak yapılmaktadır. Bütün koruma önlemlerine karşın eserlerde olabilecek herhangi bir zarar için uzmanlar tarafından oluşturulmuş ayrı bir bölüm müze içerisinde yer almaktadır.

Bina’nın 1980 yılında ve de sonraki yıllarda onarıldığında hem amatör hem de profesyonel sanatçılara hizmet veren resim, heykel ve seramik atölyelerinin oluşturulmasına büyük bir önem verilmiştir.

Güvenlik nedeniyle tüm bina kapalı devre televizyon sistemi, ultrasonik ve yangın alarmı sistemleriyle donatılmıştır böylelikle müzenin her kısmı kontrol edilebilmektedir.

Halk tarafından müze imkanlarının üzerinde talep edilen resim ve orijinal yazı kurslarının yanı sıra Türk Süsleme Sanatları, seramik ve heykel için de özel atölyeler (kurs) en kısa zamanda açılacaktır.

Uluslararası kültür antlaşmaları çerçevesinde Türkiye’de yapılması planlanan resim,heykel,seramik, yazı sanatları ve fotoğraf sergileri sürekli sergiler için ayrılan üç galeride sergilenmektedir, bunun için yabancı ülkelerin eserleri Türk Devleti’ne bildirilmelidir. Bunun yanı sıra Müzeler koleksiyonundan seçilen Türk sanat eserleri de uluslararası antlaşmalar çerçevesinde yabancı ülkelerde sergilenmektedir. Bu sergilerin yanı sıra kişisel sergiler ve yarışma sergileri Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Müzenin diğer faaliyetleri arasındadır.

Onarımlar sırasında özgün(orijinal) haline dönüştürülen tarihi büyük salon konserler, tiyatro oyunları ve sinema gösterimleri için kullanılmaktadır.

Çağdaş Sanat Müzelerinin tüm doğal özelliklerini içeren, modern kafeteryası, satış mağazaları ve ses düzeniyle halka hizmet veren bu kurum eski sanat eserleri için düzenlenen bir sergi sarayının ötesine gitmektedir.

Opera Karşısı, Talât Paşa Bulvarı
Tel : (0312) 310 20 94
Faks : (0312) 310 20 95

 

 

Ankara – Roma HamamıUlus Meydanından Yıldırım Beyazit Meydanına uzanan Çankırı Caddesi üzerinde, Ulus’tan itibaren yaklaşık 400 m. uzaklıkta, yolun batısında, caddeden 2.5 metre kadar yükseklikte yer alan Roma Hamamı, III. Yüzyılda Septimius Severus’un oğlu Roma İmparatoru Caracalla (212-217) tarafından Sağlık Tanrısı Asklepion adına yapılmıştır.

Bugün Roma Hamamı olarak adlandırılan bu platformun bir höyük olduğu, en üstte Roma Çağı (Kısmen Bizans ve Selçuk katları), onun altında Frig Devri yerleşmesinin kalıntıları tespit edilmiştir.

Höyük altında kalan taş kalıntılar çok iyi bir şekilde korunduğundan yapının planı anlaşılabilecek durumdadır. Buna göre yapının bir taşra kenti hamamından çok İmparatorluk standartlarına göre yapıldığı anlaşılmaktadır.

Hamam 80 x 130 m. boyutunda, taş ve tuğladan yapılmıştır. Çankırı Caddesindeki girişi ile, sütunlu bir revak kalıntısının çevrelediği geniş bir alana yayılan ve Palaestra denilen beden eğitimi ve güreş yapılan yere girilmektedir. Bu kısmın sağ tarafında yer alan sütunlu yolun üzerinde dört köşeli ve yuvarlak birçok yazılı sütun bulunmaktadır.

Spor alanının hemen arkasında phirigidarium (soğukluk) kısmı, solunda ise kenarlarında oturma basamakları bulunan piscina (yüzme havuzu) ile apoditarium (soyunma yeri), sağda yuvarlak tuğludan yapılmış sütun parçaları bulunan soğukluk yer almaktadır. İkinci sırada bulunan tepidarium (ılıklık) kısmında yine yuvarlak tuğladan sütun parçaları bulunmaktadır. Yıkanma odaları bu sütunların üzerinde bulunmaktaymış. Caldarium (sıcaklık) kısmı ise hamamın en arka kısmında yer almakta olup, 12 adet külhanı bulunmaktadır.

Ilıklık ve sıcaklık kısımlarının diğer bölümlerden daha geniş olmalarının nedeni Ankara’nın çok soğuk kış şartlarına bağlanmalıdır. Bunlar, etrafında ocaktan gelen sıcak havanın rahatça dolaştığı tuğla sütunlardan oluşan bir yer altı ısıtma tesisatı ile desteklenir ve yukarıda bulunan odalar da bu şekilde ısınırlardı.

VII. yüzyılda geçirdiği bir yangın sonucu tahrip olan yapının, kazılar sırasında ele geçen sikkelerden, yaklaşık beşyüz yıllık bir süre ile kullanıldığı ve zaman zaman onarıldığı anlaşılmaktadır.

1938-1943 yılları arasında Türk Tarih Kurumu tarafından yapılan arkeolojik kazılarda, hamamın soyunma ve yıkanma kısımları ile yer altındaki külhan ve servis yolları ortaya çıkarılmıştır.

 

Yorum Yap

Giri to post comment.

Copyright © 2014 YeniGezi · · yenigezi